Türkiye’de kadın girişimci olmak: İşte zorluklar, fırsatlar, başarı öyküleri

turkiyede kadin girisimci olmak iste zorluklar firsatlar basari oykuleri RlGCRu7M.jpg

“`html

Zehra Çataltepe, 1986 yılında Bilkent Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği eğitimi almaya başlamadan önce bilgisayar kullanmamıştı.

Yapay zeka kavramıyla ilk kez üniversitede karşılaştığını ifade ediyor.

BBC Türkçe ile gerçekleştirdiği bir söyleşide, “Bu benim için oldukça heyecan vericiydi” diyor.

Yapay zekanın bilgi eksikliklerini giderme ve deneyimlerinden öğrenebilme yeteneği, onun üzerinde derin bir etki bırakmış.

Artık yapay zeka ile iç içe bir yaşam sürüyor.

Çataltepe, kurucu ortağı olduğu yapay zeka girişimi TAZI ile Türkiye’deki başarılı kadın girişimcilerden biri olarak öne çıkıyor.

TAZI, veri güdümlü ve açıklanabilir yapay zeka çözümleri sunarak finans sektöründe karar alma süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyor.


Zehra Çataltepe

2015 yılında eşi Tanju Çataltepe ile birlikte İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Arı Teknokent’inde TAZI’yi kurarak Türkiye’deki önemli finans kuruluşlarıyla işbirlikleri geliştirmeye başladı.

Zehra Çataltepe, bir yazılım şirketi için “Türkiye pazarında derinlik bulmak zor” olduğunun farkına vararak TAZI’nın yurt dışına açılmasına karar verdi.

ABD’deki Silikon Vadisi’ni tercih etmelerinin nedenini şu şekilde açıklıyor:

“New York, Chicago ve Los Angeles seçeneğini değerlendirdik fakat San Francisco’nun özellikle yapay zeka odaklı bir şirket için en uygun yer olduğuna kanaat getirdik.”

“Çünkü teknoloji dünyası orada, her kafe yatırımcı ve iş ortakları arayan girişimcilerle dolu.”

‘Yatırım Bulmanın Zorluğu’

Oxford Girişimcilik Merkezi’nin akademik direktörü Dr. Pınar Özcan, Türkiye’deki kadın girişimcilerin en büyük engelinin yatırım bulma zorluğu olduğunu vurguluyor.

BBC Türkçe ile yaptığı bir röportajda, “Birçok kadın girişimci ya işletmelerini Avrupa veya ABD’de açıyor ya da Türkiye’den ayrılmayı tercih ediyor. Maalesef bu süreç çoğu Türk kadını için erken oluyor, çünkü kaynaklar hızla tükeniyor” diyor.

Oxford Girişimcilik Merkezi, araştırmacılara uluslararası düzeyde projelerini pazara sunma becerilerini geliştirmeleri için girişimcilik eğitimi veriyor.

“Örneğin sağlık alanında ve mühendislikte değerli bilim insanları var. Ancak buldukları projelerin pazaryerindeki potansiyelini ve bunları nasıl pazara sunacaklarını bilmiyorlar. İlk önce onlara girişimci nasıl olunur bunu öğretmek istedik” diyor.

Merkezin bir sonraki hedefi, girişimcilik eğitim programını küresel ölçekte yaymaktır.

Pınar Özcan, doktorasını Stanford Üniversitesi’nde tamamladı.

Pınar Özcan, girişimci bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Anne ve babasının 1983 yılında Türkiye’de bir liderlik okulu açtığını belirtiyor:

“Bu yüzden girişimcilik, hayatımın her döneminde vardı. Hem çok keyifli hem de oldukça stresli bir süreç. ‘Bu süreci nasıl yöneteceğim?’ sorusu her zaman kafamda olmuştur” diyor.

Şimdi, Oxford Üniversitesi’nde girişimcilik ve yenilikçilik dersleri veriyor.

Türkiye’de Kadın Girişimcilerin Durumu

Türkiye’deki girişimcilik, hem kendi işini yapan hem de istihdam sağlayan bireyler olarak tanımlanmaktadır.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın TÜİK verileri, kadın girişimcilerin toplam girişimcilerin oranının 2002’de %13 iken 2024’e gelindiğinde %18’e yükseldiğini göstermektedir.

Bakanlık, Türkiye’de 2024 yılı itibariyle 1.2 milyon kadın girişimci olduğunu belirtmektedir.

Erkek girişimcilerin sayısı ise yaklaşık 5.5 milyon olarak kaydedilmektedir.

Bu, her beş girişimciden sadece birinin kadın olduğu anlamına geliyor.

Hande Çilingir, kurucu ortağı olduğu Insider adlı yenilikçi pazarlama yazılımı şirketi ile 28 ülkede hizmet veriyor

Halk Bankası’nın girişimci kredisi alan yaklaşık 400 kadınla yapılan araştırmaya göre, yaş, eğitim düzeyi veya çocuk sahibi olmanın girişimciliği engellemediği görülmekte.

Bunun yanında, aile ve iş yaşamı dengesini sağlamak, toplumsal önyargılar ve mevzuat hakkında bilgi eksiklikleri gibi faktörler kadın girişimcilerin karşılaştığı zorluklar arasında yer alıyor.

‘Kadınlar Kendilerini Sürekli İspat Etme Zorunluluğu Hissediyor’

Uzmanlar, yaşanan ayrımcılığın kadınların özgüven kaybına neden olduğunu ve girişimde bulunmalarını engellediğini belirtiyor.

Türkiye Kadın Girişimcileri Derneği (KAGİDER) ise kadın girişimcilerin erkeklere nazaran kendilerini “daha fazla ispat etmeleri gerektiğini” vurgulamaktadır.

O ayrıca kadınların “sürekli sorgulandığını” da ifade ediyor.

KAGİDER, “İş dünyasında var olabilmek için ‘olağanüstü başarılar’ göstermeleri gerektiği algısı, kadınları her zaman kahramanlık sergilemeye zorlamaktadır” demektedir.

“Asıl destek, kadınların olağanüstü başarılar göstermeksizin eşit şartlarda rekabet edebilmelerini sağlamakla başlar.”

Zehra Çataltepe’ye göre de yanlış yapma korkusu, dünya genelinde kadınları girişimci olmaktan alıkoyuyor:

“Çünkü girişimcilik, %90 başarısızlık riski taşıyan bir yol. Herkes başarılı projeleri anlatıyor ama başarısız yeniliklerle dolu bir alan var.”

Pınar Özcan, erkeklerin fikirlerini pazarlamakta daha özgüvenli olduklarını ve bu nedenle kadınların yatırımcı bulma konusunda daha fazla zorluk yaşadıklarını belirtiyor:

“Yatırımcılar buna alışık olduğu için kadınların yaptıkları çoğu zaman değersiz ya da hazır değil gibi görünebiliyor. Dolayısıyla burada oyun biraz erkekler gibi oynamayı gerektiriyor” diyor.

‘Yatırımcıların Çoğu Erkek’

Özcan, kadın girişimcilerin karşılaştığı bir başka önemli sorunun yatırımcıların ağırlıklı olarak erkek olması olduğunu aktarıyor:

“Girişimciler arasında kadın oranı düşükken, yatırımcılar arasında da durum pek farklı değil. Bu durum, kadınların erkeklerden yatırım istemek zorunda kalmasına neden oluyor ve bu oldukça zor bir süreç.”

Bakanlık ayrıca, “iş ve aile yaşamını uyumlu hale getirmekte yaşanan zorluklar” konusunu da gündeme getiriyor.

Tüm dünyada aile yaşamında kadınlara daha fazla yüklenim bulunmaktadır.

Çataltepe, kadın girişimciliğin, erkek girişimciliğine göre daha zorlu bir süreç olduğunu ifade ediyor:

“Girişimci olduğunuzda, bazen günde 16 saat çalışmanız ya da hiç uyumamanız gerekebiliyor. Bunun üstesinden gelebilmek için kadınların büyük destek mekanizmalarına ihtiyaçları var.”

Çataltepe, hem kendi ailesinin hem de eşinin ailesinin kendilerine çok destek olduğunu belirterek, bu sayede iki çocuğunu büyütebildiklerini ifade ediyor.

‘Rakiplerinizi İyi Tanıyın’

Zehra Çataltepe aynı zamanda bir akademisyendir.

Girişimcilikten önce İTÜ Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyordu.

Girişimcilere “en önemli” tavsiyesi alanlarında derinleşmeleri gerektiğidir.

Diğer önerilerini şöyle sıralıyor:

“Rakiplerinizi tanıyın. Rekabet sürekli değişir.”

“Tek başınıza girişim yapmaktan kaçının. En az üç kişilik bir ekip oluşturun. Bu ekipten biri pazarlama konusunda, diğeri teknik olarak yetkin olmalı, bir diğeri ise ürün odaklı bir bakış açısına sahip olmalıdır.”

“Yatırım alın ve pazarlama ve satış giderleriniz için bütçenizi dikkatlice yönetin. Genellikle en büyük masraflar buradan çıkar.”

“Ve ağı, yani network’ü geliştirin. Ürünlerinizi alacak kişilerin ağlarına danışmanlar ve yatırımcılar aracılığıyla nüfuz etmeye çalışın.”

‘Girişimcilik Bir Maratondur’

Pınar Özcan, girişimci adaylarına ilk olarak faydalı olabilecek kişi ve kuruluşlarla bağlantı kurmalarını öneriyor:

“Girişimcilik bir ekosistem işidir. ‘Benim bir fikrim var, hemen uygulayayım’ demek yeterli değil. O fikri geliştirecek, yatırım yapacak ve müşteri bulacak bir ekosistem gereklidir.”

Türkiye’deki girişimci adaylarını, bilgi almak için Oxford Girişimcilik Merkezi ile iletişime geçmeleri konusunda cesaretlendiriyor.

Başak Taşdemir Değim, Armut.com’u 2011 yılında kurarak hizmet arayanları profesyonellerle bir araya getirerek, 600 bin kişiye iş imkânı sunmuştur.

Özcan’ın diğer bir önerisi ise girişimcilerin projelerini geliştirmeye yönelmeleri gerektiği yönünde:

“Pek çok başarılı girişimsel proje aslında başlangıçta çok da çekici bir fikirle ortaya çıkmamaktadır, yatırımcılar genelde fikirlere değil, insanlara yatırım yapmayı tercih ediyorlar. Bu nedenle ‘Fikrimin değeri yok’ düşüncesinden ziyade, ‘Bu fikri nasıl daha iyi geliştirebilirim?’ sorusu üzerinde yoğunlaşmalılar.”

Dayanıklılık da en önemli faktörlerden biridir…

“Şimdiye kadar tanıştığım binlerce girişimciden edindiğim en değerli ders dayanıklılıktır, çünkü girişimcilik büyük ölçüde reddedildiğiniz bir süreçtir” diyor.

Özcan, girişimciliği bir maratona benzetiyor:

“Çoğu başarılı girişimci ilk denemelerinde değil, belki üçüncü ya da dördüncü denemelerinde başarıya ulaşabiliyorlar. Bu sebeple bireylerin beklentilerini buna göre ayarlamaları gerektiği önemlidir.”

“`