Toyota’ya şok meydan okuma: “Amerika olmadan da seni tahttan indireceğiz”

Img

Şirketin küresel operasyonlarını yöneten üst düzey isimlerden Stella Li, Financial Times’a yaptığı açıklamada, dünyanın en çok satan otomotiv markası unvanını ele geçirmek için ABD pazarına bağımlı olmadıklarını vurguladı.

Li, Shenzhen merkezli şirketin herhangi bir satın alma yapmadan, tamamen organik bir büyüme modeliyle 2020 yılından bu yana zirveyi elinde tutan Toyota’yı geride bırakacağını belirtti.

BYD Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Wang Chuanfu, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, gelişen şarj teknolojileri ve dış pazarlardaki hızlı büyüme sayesinde gelecek beş yıl içinde Japon rakibini tahtından indirmeyi planladığını duyurmuştu. Sektör temsilcilerinin şüpheyle yaklaştığı bu hedef, şirketin büyüme ivmesine olan güvenini gösteriyor.

Geçtiğimiz yıl BYD küresel ölçekte 4,5 milyon araç satışı gerçekleştirirken; karlı ABD pazarına erişimi devam eden ve geleneksel içten yanmalı motor satışlarını sürdüren Toyota ise 10,5 milyon adetlik bir satış rakamına ulaştı.

Biden yönetiminin Çin menşeli elektrikli araçlara getirdiği yüksek vergiler ve yazılım yasakları BYD’nin bu pazara girmesini engelliyor. Şirket şu an için ABD’de yalnızca Kaliforniya’daki fabrikasında ağır vasıta kamyon üretimi gerçekleştiriyor.

Çin’deki yoğun rekabet ve Pekin yönetiminin sübvansiyonları sınırlandırması nedeniyle BYD’nin bu yılın ilk yarısındaki satışları yurt içinde yüzde 16 oranında geriledi. İç pazardaki durgunluğu aşmak isteyen BYD, daha yüksek kar marjları elde ettiği Avrupa pazarını öncelikli hedef olarak görüyor.

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre, BYD’nin Avrupa pazarındaki payı mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre iki katından fazla artarak yüzde 2,8 seviyesine ulaştı. Çinli marka bu performansıyla Ford, Tesla ve Nissan gibi dev rakiplerini geride bırakmayı başardı.

Eski bir metalurji profesörü olan Wang Chuanfu tarafından 1995 yılında kurulan BYD, uyguladığı agresif fiyat politikasıyla Avrupalı yerleşik üreticileri de dönüşüme zorluyor. Şirketin maliyet avantajı ve teknolojik üstünlüğü, Avrupalı markaları rekabetçi kalabilmek adına maliyetleri düşürmeye ve diğer Çinli üreticilerle iş birlikleri kurmaya yönlendiriyor.

Son resmi veriler de Çin genelindeki otomobil ihracatının haziran ayında ilk kez 1 milyon adet sınırını aşarak tarihi bir rekor kırdığını ve Çinli markaların küresel genişlemesinin hız kesmeden sürdüğünü ortaya koyuyor.

(NTV)

yok

Author: Onur Aydın